Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
 
 
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mutasyon ve Modifikasyon Nedir ?  (Okunma Sayısı 32545 defa)
Serhan Çevik
Çömez
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 13


« : Ekim 28, 2009, 09:59:26 ÖS »




 


MUTASYON
Mutasyon, canlının genetik yapılarında meydana gelen değişmelerdir. Bireyin kalıtsal özelliklerinin ortaya çıkmasının sağlayan genetik şifre herhangi bir nedenden dolayı (X ışını, radyasyon, ultraviyole, bazı ilaç ve kimyasal maddeler, ani sıcaklık değişimleri ) bozulabilir. Bu durumda DNA’nın sentezlediği protein veya enzim bozulur. Böylece canlının, proteinden dolayı yapısı, enzimlerinden dolayı metabolizması değişebilir. Mutasyonlar spontan ya da uyarılmış olarak oluşabilir. Spontan mutasyonlar genellikle doğada kendiliğinden oluşan mutasyonlar olup bir bazın yer değiştirmesi şeklindedirler. Uyarılmış mutasyonlarda ise bir X ışını gibi yapay bir faktör bulunur.

Bununla birlikte mutasyonun en önemli sonuçlarından biri, bir sonraki kuşağa farklı genetik özellikler aktarılmasına neden olmasıdır. Bu ise farklı fiziksel özelliklere sahip bireylerin üremesidir.

Çekinik olan mutasyonlar ileriki döllerde ortaya çıkabilir. Dominant olanları fenotip yapıda hemen ortaya çıkabilir.

Mutasyonun diğer bir sonucu da hücre bölünmesindeki kontrol mekanizmasını ortadan kaldırabilmesidir. Bunun bilinen en tehlikeli sonucu ise hücrenin kontrolsüz bölünmesi yani kanserdir.



Mutasyon (değişim)



Yeni döllere aktarılacak kalıtsal bilgide,genellikle fiziksel ya da kimyasal dış etkenlerin uyarısıyla,bazen de kendiliğinden ortaya çıkan değişiklik. Mutasyon, hücredeki kalıtsal bilgiyi taşıyan, çift nükleotid zincirinden oluşan, DNA (deoksiribo nükleik asit) molekülündeki GEN adı verilen ve belirli bir özelliği kodlayan bölümündeki değişiklikten kaynaklanır. Mutasyonlar, bir DNA zincirindeki bazın (A, T, G, C) başka bir bazla yer değiştirmesi sonucunda ortaya çıkabileceği gibi, zincire bir ya da daha çok bazın eklenmesi veya zincirdeki bazların eksilmesi sonucunda da ortaya çıkabilir.

DNA zincirindeki tek bir baz çiftinin(A-T veya G-C) değişmesiyle oluşan mutasyonlara nokta mutasyonu(nokta değşinimi) denir. Bu tür mutasyonlar:

Karşılıklı olan bir pürin-pirimidin (örn. A-T) çiftiyle başka bir pürin-pirimidin (örn. G-C) çiftinin yer değiştirmesiyle oluşabileceği gibi, bir pirimidin-pürin (örn. C-G) ile bir pürin-pirimidin (örn. G-C) bazının çaprazlama olarak yer değiştirmesiyle de oluşabilir. Bu tür mutasyonlar kendiliğinden oluşabileceği gibi, bazı bazların benzerleriyle yer değiştirmesiyle de ortaya çıkabilir.

Nokta mutasyonları genellikle tek bir kodonu etkilediğinden çok büyük değişimlere yol açmaz. Örneğin:

Mutasyona uğramış kodon aynı aminoasidi kodlamaya devam eder ya da proteinin işlevini değiştirmeyen başka bir aminoasit kodlanabilir. Ama bazı durumlarda, DNA molekülündeki tek bir nükleotidin değişmesi bile çok önemli sonuçlar doğurabilir. Örnek olarak orak hücreli kansızlık verilebilir. Bu hastalık kalıtsaldır. Eğer bu hastalık böyle bir nokta mutasyonu nedeniyle meydana geliyorsa ve eğer çocuk mutasyona uğramış geni iki ebeveyninden de alıyorsa bunun sonuçları kötü olabilir.

Bir aminoasidi kodlayan bir kodonu hiçbir a.a’yı kodlamayan bir kodona, örneğin bir sonlama kodonuna (stop kodonu) dönüştüren mutasyonlara “Anlamsız Mutasyon” denir. Bu tür mutasyonlar, protein sentezinin normalden önce sonlanmasına, dolayısıyla genin biyolojik işlevini görememesine yol açar. Bir a.a.’yı kodlayan kodonun, başka bir a.a.’yı kodlayan kodona dönüşmesine ise “Yanlış Anlamlı Mutasyon” denir.

Eksilme ya da eklenme mutasyonları, nokta mutasyonlarından çok daha önemli değişikliklerin sorumlusudur. DNA zincirinde bir ya da birden fazla bazın eksilmesi ya da eklenmesi, genellikle eklenme ya da eksilmenin olduğu noktadan başlayarak kod okuma çerçevesinin kaymasına yol açar. Bu yüzden gen yapısında önemli değişiklikler meydana getirir. Örneğin:

TAG GGC ATA ACG ATT dizisinde, ilk kodonda oluşan bir mutasyonla bir A bazının eklendiği varsayılırsa, bu yeni dizi TAA GGG CAT AAC GAT T şeklinde okunmaya başlanacak ve bu farklı dizi, okuma çerçevesindeki kayma nedeniyle bambaşka bir aminoasidi kodlayacaktır.Birden fazla kodonda ortaya çıkan bu tür değişikliklerin daha önemli ve ciddi sonuçlar doğurması doğaldır. Mutasyona uğramış DNA dizileri de tıpkı normal DNA dizileri gibi eşlenir,çoğalır ve dölden döle normal diziler gibi aktarılır. Mutasyon geçirmiş kalıtsal bilgi ancak yeni bir mutasyonla eski durumuna dönebilir. Geri dönüşlü mutasyon denen ikinci mutasyon özgün genin yapısını onarır ve yeniden normal işlevini kazandırabilir; bazen de, ilk mutasyonun oluştuğu bölgeden başka bir bölgede ortaya çıkan baskılayıcı mutasyon denen ikinci bir mutasyonun ilk mutasyonun etkisini tamamen ya da bir ölçüde yok edebilir. Eşeyli olarak üreyen insanda ve diğer tüm üstün yapılı canlılarda mutasyonlar, oluştukları hücreleri cinsinden iki grupta incelenebilir. Eşey hücrelerinde oluşan mutasyonlara “Tohumsal Mutasyon”, bunların dışındaki tüm diğer hücrelerdeki mutasyonlara ise “Somatik Mutasyon” denir.

Somatik mutasyonların en çarpıcı örneği mavi gözlü insanlarda gözlenebilir. Mavi göz, bir pigmentin eksikliğinden ileri gelen çekinik(resesif) bir karakterdir. Ortaya çıkabilmesi için hem anneden hem de babadan çekinik karakter genini (b) alması gerekir. Baskın karakter geninden (B) bir tane bile alan insanlar kahverengi gözlü (Bb) olurlar. Bazen ender olarak, mavi gözlü insanların -genelde bir- gözünde kahverengi bir bölge görülür. Bu özellik büyük olasılıkla, göz hücrelerinde oluşan ve b genini B’ye değiştiren bir somatik mutasyonla oluşur. Ancak bu tür mutasyonlar eşey hücrelerini etkilemediğinden kuşaklara aktarılamaz. Ama mavi gözlü iki insanın kahverengi gözlü çocuklarının olması ancak eşey hücrelerindeki bir mutasyon sonucunda ortaya çıkar. Özellikle tohumsal mutasyonlar, kalıtımın incelenmesinde ve insan evriminin gelecekteki yönünü belirleyen ipuçları olarak da incelenmeye değer olgulardır.

Yeni oluşan mutasyonların çoğu doğal dengeyi bozduğu için zararlı, hatta kalıtsal hastalıkların birçoğunda olduğu gibi ölümcüldür. Bu zararlı genlerin toplumda yayılmasını önleyebilmek, ancak mutasyona uğramış kalıtsal bilgiyi taşıyan canlının üreme yeteneğinin azalmasına ya da yok olmasına bağlıdır.

Mutasyonun gözlenebilen bir etki olmadan ortaya çıkması çok az gözlenen bir olgudur. Daha çok çevreden gelen kimyasal ya da fiziksel etkiler nedeniyle olur. Bir dış etkinin mutasyona yol açabilmesi (mutajen olması) için hücre içine girip etkinliğini gösterebilmesi gerekir. Örneğin Güneş’in morötesi ışınları, girim gücü düşük olduğu için yalnızca deri hücrelerinde somatik mutasyona yol açabilirken, girim gücü yüksek olan X ışınları ya da atom bombası ışımaları tohumsal mutasyona yol açabilen çok güçlü etkenlerdir. Bu tür mutasyonların bir çok örneği yakın zamanda Çernobil patlaması sonucunda çevredeki bir çok canlı türünde gözlenmiştir. Günümüzde bile bu patlama sonrası etrafa saçılan radyoaktif maddelerin neden olduğu somatik mutasyonların görünür sonuçları vardır. Halen Rusya ve Karadeniz Bölgesi’ndeki kanser oranları çok yüksektir.

MODİFİKASYON
MODİFİKASYON

  Çevre etkisiyle vücut hücrelerinde görülen ve kalıtsal olmayan değişikliklere modifikasyon denir.Değişme vücut hücrelerinde olduğu için kesinlikle yavru canlıya geçmez yani kalıtsal değildir.Ortam sıcaklığı,ışık,nem oranı ve beslenme modifikasyona neden olan etkenlerdir.

 Canlının kalıtıma bağlı olmaksızın çevrenin etkisiyle ortaya çıkan özellikleride vardır.Çevrenin etkisi ortadan kalktığında veya değiştiğinde canlıdaki değişikliğinde ortadan kalktıgı görülür.Güneşin etkisiyle derinin esmerleşmesi,yapılan spor nedeniyle kasların gelişmesi buna örnek gösterilebilinir.

Genlerde meydana gelen değişmelere mutasyon denir.Mutasyon,radyasyon ve bazı kimyasal maddelerin etkisiylede meydana gelebilir.Vücut hücrelerindeki mutasyonlar kalıtsal olmadıkları halde üreme hücrelerindeki mutasyonlar kalıtsaldır.

  DNA üzerinde bulunan genlerin hücrenin hayatsal faliyetlerini denetlediğini ve canlılık özelliklerini, DNA'nın hücre bölünmeden önce kendini eşlediğini biliriz.İşte DNA kendini eşlerken bir hata yaparsa üzerindeki genlerde hatalar oluşacağından canlının özellikleri değişebilir.

   Mutasyonlar genellikle öldürücüdür.Çok azı canlının daha iyi özellikler kazanmasına sebeb olur.Radyasyon veya çeşitli kimyasal maddeler alan bir kişinin kendiside bundan olumsuz etkileneceği gibi genleriyle bu olumsuzluk döllerinede geçebilir.

   Mutasyonlar,gen yapısında meydana gelen değişmelerle oluşabileceği gibi kromozom sayısı ve yapısında meydana gelen değişmelerle de oluşabilir.Mutasyona neden olan etkenlere mutajen denir.X ışınları,kimyasal maddeler,radyoaktif ışınlar,sigara katranı gibi etkenler mutajendir.

   Faydalı mutasyonlar,yeni kalıtsal özelliklerin oluşmasına neden olur.Bu durum çok uzun bir süreç sonunda bir türden alt türlerin oluşmasına neden olabilir.Bu şekilde canlıların çeşitliliği artar.

KATILIMLA İLGİLİ KAVRAMLAR

Fenotip:Canlının dış görünüşüdür.Örneğin bir bireyin rengi,şekli,büyüklüğü,davranışı ve kimyasal yapısı gibi.

Genotip:Bir canlının sahip olduğu genlerin toplamıdır.Genotip sembollerle (harflerle) gösterilir.

Örneğin;
Kahverengi Gözlü veya Yeşil Gözlü olmak fenotipi belirtir.
Kahverengi gözlü bir insanın KK veya Kk
Yeşil gözlü bir insanın kk'sı onun genotipini belirler.

   Genotipin sembolik gösterimindede görüldüğü gibi canlıda görülen bir karekter için iki gen bulunur.Bu gen çiftlerinden her birine alel gen denir.


Homozigot(arı döl):Bir özellik için anne ve babadan aynı genleri alan birey,o özellik yönünden homozigottur.Yani aynı alel genden oluşan karakterler homozigottur.(KK,kk)


Heterezigot(melez):Bir özllik için anne ve babadan farklı alel genleri alan birey ,o özellik yönünden heterozigottur.(Kk)


Çekinik(resesif) Gen:Yanlız homozigot durumda kendini gösteren gendir.Küçük harfle gösterilir.Fenotipte görülme sıklığı azdır.


Baskın (Dominant) Gen:Hem homorozigot hemde heterezigot durumda fenotipte kendini gösteren gendir.Büyük harfle gösterilir.

GELİŞİME KATILIMIN VE ÇEVRENİN ETKİSİ

   Bir bireyin ne olacağını kalıtımı ve çevresi belirler.Her iki faktörde gelişmenin her basamağında canlı üzerinde etkisini gösterir.Farklı ortamlarda bir canlının fenotipi değişebilir.Bu değişiklik kalıtsal değildir.Çünkü bu sırada genler değişmez ,sadece genlerin işleyişi değişir.Çevre faktörlerinin (sıcaklık,ışık,nem,besin...) canlının fenotipinde meydana getirdiği değişikliklere modifikasyon demiştik.Canlının görülen özellikleri (fenotipi) kalıtım ve çevrenin etkisi altındadır.Bunu bir örnekle açıklarsak ;himalaya tipi tavşanların doğal kürk rengi beyaz fakat ayakları ve kuyrukları siyahtır.Himalaya tavşanlarının beyaz kürkü traş edilip soğuğa bırakılırsa vücudunda siyah renkli kılların çıktığı görülür.Bu örnektende anlaşılacağı gibi kalıtımda çevrede bireyin gözlenen özellikleridir.


   Çevreden etkilenmeyen kalıtsal karakterlerde vardır.Örneğin kan grubu,renk körlüğü,kulak memesinin yapışık veya serbest olması gibi.

DOĞAL SELEKSİYON VE EVRİM

   Bir türdeki canlıların sayısı ürümeyle geometrik dizi şeklinde arttığı halde doğadaki sayıları sabit kalır.Bunun nedeni çevre ve kalıtımdır.Yaşamsal faliyetler için gerekli olan besin,barınak,su,ışık gibi çevre faktörleri,canlılar arasında yaşama savaşına neden olur.Bu savaşta başarılı olanlar yaşamlarını sürdürür.Başarılı olamayanlarsa ölür.


      H.B.D.Kettlewell(ketvel)çevreye bağlı olarak güve keleklerinde nasıl değişim olduğunu 1950'li yıllarda açıklamıştır.1800'lü yılların ortasına kadar ortamdaki güve kelebekleri açık renkliydi.Ağaç gövdeleride açık renkliydi ve likenlerle kaplıydı.Böyle bir ortamda açık renkli güve kelebeklerinin kuşlar tarafından fark edilip avlanması zordu.Sanayi devrimiyle birlikte,kirliliğe duyarlı likenler,ortadan kalkmış,ağaç gövdeleri is ve kurumla kaplanmıştı.


   İngiltere'nin Manchester bölgesinde bu güve kelebeklerinin ilk siyah renkli kelebeği 1848 yılında yakalanmıştır.1895 yılına gelindiğindeyse bu güve kelebeklerinin %98'i siyah renkli bireylerden oluşmaktaydı.Bu çevre şartlarına uyum sağlayan güve kelebeklerinin yaşama şansı artarken ,diğerlerinki ise azalmıştır.


   Her türün bireyleri arasında mutasyonlar sonucu bir takım değişmeler olur.Mutasyonlar sonucu değişime uğrayan canlılardan ortam koşullarına uyanların yaşama şansı artar.Örneğin;DDT adı verilen ziraat ilacının ilk kullanıldığı yıllarda hemen hemen bütün böcekler öldü.Ancak çok az bir kısmı ,kalıtsal özelliklerinden dolayı zarar görmediler.Bu özellikteki böceklerin sayısı zamanla arttı.


Canlıların yaşama şansını çevre belirler.Yaşanılan ortama uyum sağlayan canlılar o ortamda yaşayabilir.Uyum sağlayamayanlarsa yok olur.Bu olaya doğal seleksiyon denir.


   Çeşitli yöntemlerle insanların yararı için daha verimli bitki ve hayvan ırklarının elde edilmesinde uygulanan seçilime yapay seleksiyon denir.Uzun yıllar önce yaşamış canlılardan,mutasyonlar ve doğal seleksiyonlar sonunda değişerek bugün yaşayan canlıların oluşmasına evrimleşme denir.Evrim teorisi,türlerin uzun bir zaman süreci içerisinde kalıtsal yönden farklılaşarak ortam koşullarına uyum sağlayan yeni türlerin oluştuğunu savunur.Lamarck sonradan kazanılmış,kalıtsal olmayan karakterlerin gelecek kuşaklara aktarılması yoluyla evrimleşme olduğunu düşünmüştür.Doğal seleksiyon yoluyla evrimleşme olayının gerçekleştiğini savunan ilk bilim adamı ise Charles Darwin'dir.Darwin'e göre mutasyonlar sonucunda yeni karakterler kazanmış olan canlılardan çevre koşullarına uyum gösterenler yaşarken uyum gösteremeyenler yaşamlarını sürdüremeyerek ortadan kalkarlar.


   LAMARCK'A GÖRE

   Eskiden zürafaların boyunları kısaydı.Ağaçların yaprakarına yetişebilmek için sık sık boyunlarını uzatıyorlardı.Bu nedenle boyunları gittikçe uzadı.Bunların yavrularının boyunları daha uzundu.Bunlarda besin sağlamak için boyunlarını sık sık uzatıyorlardı.Boyunun sık sık uzaması,bugün yaşayan zürafaların boyunlarının uzun olması ile sonuçlandı.


   DARWİN'E GÖRE:

   Eskiden zürafaları boyunları farklı uzunluklardaydı.Bu farklılık kalıtsal yapılardan kaynaklanıyordu.Doğal seleksiyon sonucunda uzun boyunlu olanlar hayatta kaldı.Kısa boyunlu olanlar ise yaşayamadı.En sonunda,yalnızca uzun boyunlu zürafalar hayatta kalabildi ve bunlar çoğalarak gelecek kuşaklarda uzun boyunlu zürafaların ortamda yaygınlaşmasına neden oldular.

ÖRNEKLER;
Mutasyon ;
Kanser,gelişme bozuklukları,6 parmaklılık,yapışık ikizlilik,eksik organlı çocuklar,kısa bacaklılık vb..
Modifikasyon;
Tavşanın tüy renginin hava sıcaklığına göre değişmesi.
Sineklerde kanat şeklinin değişmesi..
İnsan derisinin mevsimine göre bronzlaşması ya da açık renk alması.
Vb..


Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Theme By By Fen Rehberi / Fen Rehberi Forumu
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.226 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu